Ali Sefünç

 

  Anasayfa     Biyografi     Basın    Güncel Yazılar    Fotoğraflar     Prof. H. Pokus'un Günlüğü

Prof. H. POKUS'un Günlüğü -13-

"Göç Haritası "

 

Türkiye’de yaşamak hiç durmadan yolculuk yapmaya benziyor. Ben aynı yerdeyim, çevremdekiler hızla değişiyor. Yeni tanıştıklarımın ismini öğrenmekten yoruldum. Çoğunun ismi Arapça. Apartman boşluğundan gelen sesler ve kokular değişti.
Türkler, göç etmeden yaşayamıyor. Geçen hafta apartmandan iki aile taşındı. İstanbul dışına çıkmışlar. Kentli gençler Batı ülkelerine, onların anne-babaları Ayvalık, Bodrum gibi yerlere göç ediyorlar. Bodrum, yakında büyük şehir olacakmış. Bir üniversite açılırsa, ben de oraya gideceğim.
Kapıcımız İmdat söyledi, köylerde üretim bitmiş. Köylü gençler büyük şehirlere göç ediyormuş. Yaşlılar ise köyde kalıyormuş. Zamanı gelince onlar da Ahiret denen bir yere göç edermiş. İmdat’tan Ahiret denen yeri haritada göstermesini istedim, gülme krizine girdi. Türkiye’nin göç haritası çok karışık. Her hafta değişiyor.
Apartmanın tek değişmeyen ismi, İmdat. İstanbul’a göç eden köylülerinin ona ihtiyacı varmış, şehri terk edemezmiş. Onlara 2 aylık ücret karşılığı iş, bir aylık kira karşılığı ev buluyormuş. 5 yıl içinde Galata’da kendi köy derneklerini kuracaklarmış. Bu yolla muhtarlık seçimini kazanacağından emin. Türkiye’nin en uzun ömürlü örgütleri, köy dernekleri. Kentliler örgütlenmeyi sevmiyor.
Türkiye’de yaşayanların çoğu iç savaştan korkuyor. İç savaş çıkarsa, Yunan adalarına kaçacağım. Suriyelileri taşıyan bir kaptanla anlaştım. Fiyat ucuz… Teknede ekmek arası köfte, tahin helvası ve sınırsız enerji içeceği ücretsizmiş. Can yeleği yokmuş. Suda yüzebilen bir can yeleği almam önerildi. Yeleğin batıp batmadığını küvette denemeliymiş. Evimde küvet yok, duş teknesi var. Bir lastik tamircisine gitmem önerildi. İmdat, evindeki jakuzide bu işi 5 liraya yapabileceğini söyledi.
İç savaş konusunda akademisyen arkadaşlarım çok kaygılı ama İmdat rahat. “Korkma Pokus Hocam, birkaç katliam falan olur ama iç savaş çıkmaz!” diyor. Nasıl bu kadar emin olabildiğini sordum. O bana, “İç savaş çok zor iş, uzun sürer, kim uğraşacak yahu,” diye cevap verdi. İmdat’a göre iç savaşı yapacak taraflar, daha başlamadan kendi içlerinde bölünürmüş. Halk, süreklilik isteyen işlerden çabuk bıkarmış. Türkiye’de iç savaş örgütleyen ülkelerin işi çok zor.
Okullar açıldı. Ülkem Amerika’nın derdi katliam yapan çocuklar. Her katliamda 10-15 öğrenci ölüyor. Türkiye terörde dünya birincisi. En başarılı katliamcılar, koyu Müslümanlar. Bir de otobüs şoförleri, kadın düşmanı erkekler var. Gazeteci döven erkek haberleri artıyor gibi. Mafya’nın yeni ilgi alanı, seçim mitingi yapmak.
Türk halkı, Volkswagen skandalını hiç önemsemedi. Türkiye’ye kusurlu araç satılmadığına inanıyorlar. Otomobilin kusurunu 10 yıl sonra öğrenen biriyle tanıştım. Gerçeği, ikinci el piyasasında öğrenmiş. Firmaya değil, gerçeği söyleyen adama çok kızıyordu. Otomobilinin satış fiyatını düşürmüş, gururuyla oynamış.
Türkiye, yorucu bir ülke. Son günlerde yüzümdeki kırışıklıklar arttı. Saçlarım dökülüyor. Neyse ki İstanbul, Ortadoğu’nun saç ekim merkezi. Taksim Meydanı saç ektirmiş Araplarla dolu. Müslümanların saçları, daha çabuk dökülüyor sanki. İmdat, göz kapaklarını kaldırttı. Ameliyat giderlerini devlet ödediği için yaptırmış. Göz kapağı düşüklüğü görmeyi engeller diye sağlık sorunu sayılıyormuş. İmdat’ın göz kapakları düşük değildi, gereksiz bir ameliyatı neden yaptırdığını sordum. “Bedava sirke, baldan tatlıdır,” diye cevapladı. Para ödemeyeceği her ameliyata, gözü kapalı girermiş.
Bedavacılık burada yaşanan sorunların önemli bir kaynağı. Diğer bir kaynak, sahtecilik. Piyasa, sahte ilaçla doluymuş. Plasebo etkisini ölçmek için daha ideal bir ülke bulmak olanaksız. Bu kış, hastalanmamaya çalışacağım. Türkiye’de sahte olmayan çok az şey var.  

 Ali Sefünç

 

Temsili resim, Ayhan Uçmaklı'nın eseridir.

Bir önceki yazı