Ali Sefünç

 

  Anasayfa     Biyografi     Basın    Güncel Yazılar    Fotoğraflar     Prof. H. Pokus'un Günlüğü

Prof. H. POKUS'un Günlüğü -12-

"Yusuf Yusuf "

 

Apartmandan çıkıyordum, görevlimiz İmdat’la karşılaştım. Sıkıntılıydı. Ben selam verdim, o kafasını iki yana salladı, “Türkiye’nin durumu çok kötü,” dedi. Dudak büktüm, tam anlayamadığımı belirttim. O, “Yusuf Yusuf,” diye cevapladı. Yusuf Yusuf kimdi? Apartmana yeni mi taşınmıştı? Hangi dairede oturduğunu sordum. Böyle biri yokmuş. Bu bir deyimmiş, altına edecek kadar korkanlar için kullanılırmış. Kimlerin Yusuf Yusuf olduğunu merak ettim, aldığım yanıt şaşırtıcıydı. Son günlerde Türkiye’nin % 99’u Yusuf Yusuf olmuş.
Hazır yakalamışken, İmdat’tan seçim sonuçlarını yorumlamasını istedim. Çoğunluğu yitiren İktidar partisi zaten Yusuf Yusuf’muş. Bazı üyeleri hapse düşmekten, bazıları da fakirleşmekten korkuyormuş. Apartmandakiler ise o ilk günlerde mutluluk içindeymiş. Muhalif partilerin anlaşıp hükümet kuracağını, demokrasinin güçleneceğini umuyorlarmış.
İmdat’a göre seçimden sonraki birkaç hafta boyunca sevişenlerin, neşeli fıkralar anlatanların sayısı olağanüstü artmış, facebook arkadaşlarına küsenlerin sayısı ise azalmış.
İmdat’ın çok özel bilgilere ulaşması ilginçti. Evlerimize dinleme cihazı mı yerleştirmişti? Yüzümün aldığı şekilden düşüncelerimi hemen anladı, “Bu aralar canlı bomba tehlikesi var, geceleri birkaç kere apartmanı dolaşıyorum” dedi. Bu fedakârlığı bizim güvenliğimiz için yapıyormuş. Hem de bahşiş beklemeden… Doğrusu ürktüm. O yine neler hissettiğimi anladı, “Mr. Pokus, senin kapı çok kalın, dışarı ses gelmiyor,” sözleriyle beni rahatlatmaya çalıştı.
İmdat’ın yorumları bitmemişti. Seçimden birkaç hafta sonra muhalefet partilerinin niyeti belli olmuş. Bir parti iktidar partisini kurtarmayı, diğeri ise dağdaki kadrolarına yakın durmayı seçmiş. Böylece muhalif seçmenin hayalleri suya düşmüş, sevişmeler azalmış, suratlar tekrar asılmış. Yalnızca iktidar partisi üyelerini değil, herkesi korku sarmış böylece.
Halk terörden, muhalefet partileri hükümet kurmaktan, iktidardakiler yargılanmaktan, İmdat ise işini Suriyelilere kaptırmaktan korkuyormuş. Korkudan bilimsel açıklama yapamayan Türk akademisyen arkadaşlarım var. “Allah beterinden korusun!” sözünün niçin çok sık kullanıldığını anladım. Türkler, beteri yaşamaya alışmışlar. Yalnızca daha beterini istemiyorlar ama mutlaka başlarına geliyor. Daha beteri, normal beter gibi algılama yetenekleri gelişmiş. Türkiye’de herkes tehdit altında yaşıyor. Onlar böyle yaşamaya alışkın ama ben değilim. Keşke Mısır üniversitelerinden birinde çalışsaymışım, orası buradan çok daha güvenli…
Yurtdışında okumak isteyen gençlerin sayısında artış var. Hangi Amerikan üniversitesinin daha iyi olduğunu soruyorlar. Bilgi vermekten yoruldum. İyi üniversiteleri sıraladığım listeyi öğrencilerime dağıttım. Bu arada ben de Amerika’nın geleceği için Yusuf Yusuf olmaya başladım. Amerika’ya giden Türk öğrenciler oldukça başarılı. Bu gençler Amerika’da kalırlarsa, üst düzeylere kadar yükselebilirler. Ülkemin 20 yıl sonra Türkler tarafından yönetilmesinden korkuyorum. Amerika’yı yöneten, dünyayı yönetir. Umarım bizimkiler bu duruma bir önlem alır. Yoksa 20 yıl sonra dünya, Türkler tarafından yönetilecek. Amerikan Büyükelçiliği’ne bir rapor hazırlamalıyım. Raporun başlığını, “Yasef Yasef” koyacağım. Raporuma önem verilmesi için dipnotta Yusuf Yusuf olma değimini kesinlikle anlatmalıyım.

 Ali Sefünç

 

Temsili resim, Ayhan Uçmaklı'nın eseridir.

Bir önceki yazı